-
Panik!
Ramazan’ın son haftasındaydık. Perşembe akşamı eşim beni iş yerimden aldığında eve gideceğimizi söyledi. Halbuki planımız öyle değildi. Yorgun olduğunu, önce eve gitmek istediğini söyleyince ses etmedim. Eve geldik. Hemen ilk dakikalarda “Gel” dedi “otur, sana bir şey söyleyeceğim”. Bismillahirahmanirrahim!.. Hayırdır inşallah? İnsanın aklına neler gelmez ki böyle bir girizgâhla… Hepsi de olumsuz şeyler… Bir saniye içinde kırk felaket senaryosu yazıp hazır ettim kenarda. O andan bir buçuk iki saat önce eşimi “derhal adam” aramış ve ertesi gün 10’da kuruma gelmemizi söylemiş. (Bir derin nefes aldım, kimse ölmemiş, kimse ölümcül hastalığa yakalanmamış ve kocam beni aldatmıyormuş. Diğer her şey için “gönder gelsin” moduna geçtim) Sebebini sorunca “Evrak işleri uzun sürebilir.” demiş…
-
Gaston – Bir karışıklık hikâyesi!
Evlat edinme başvurumuzdan sonra konuyla ilgili bulabileceğim her kitaba ulaşmaya çalıştım. Bir şekilde bu temaya yer verdiğini öğrendiğim çocuk kitaplarından biri de Gaston’du. Hemen edindim tabii ki… Bugünlerde Enes’in gözdesi. Günde beş kere bile okusak altıncıyı istiyor. Çizimleriyle çok sevimli bu kitapta kapakta da belirtildiği gibi bir karışıklık hikâyesi anlatılıyor. Gaston, modadan anlayan, zarif kaniş ailesinin bir üyesi olarak onlardan görünüş ve tavır olarak hayli farklıdır. Yine de annesi Bayan Süslü Kaniş’in kalbinde tam bir kabul ile bulunmaktadır. Güzel bir bahar günü Bayan Süslü Kaniş “gurur duyduğu yavrularını herkes görsün” diye parkta bir gezintiye çıkarır yavrularını. Şaşırtıcı bir şey olur: Bayan Sarıfularlı Buldog ve dört yavrusuyla karşılaşırlar ki yavrulardan Lili…
-
Bekleyiş
Başvurumuzdan itibaren süresi belirsiz bir bekleyişe durmuştuk. Elbette ara ara soruşturuyor, daha ne kadar bekleyeceğimizi tahmin etmeye çalışıyorduk. Ama bekleyişimiz hiçbir zaman coşkulu ve hareketli olmamıştı. Yıllardır sadece arkadaşlarımın çocuklarına hediye almak için girdiğim, eğreti eğreti gezip bir an önce işimi halledip çıktığım bebek mağazalarına bile gitmedim o süreçte. Alıcı gözle bile bakmadım hiçbir bebek eşyasına. Sekiz-beş memur hayatlarımıza devam ederken, Biber’i okşar severken, günleri birbirine bağlayıp üstüste yığarken bekliyorduk oğlumuzu, beklemiyor gibi. Beklesen de olur, beklemesen deBen bir gök kuruşum sırmalı kesendeGecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesindeHangi ses yürekten çağırır beni sanaGeleceğim diyorum, takvim sorma bana-Ihlamur çiçek açtığı zaman. Bahattin Karakoç Kimselerin haberi yoktu bizim bekleyişimizden. Sadece ailelerimiz ve birkaç…
-
Kitap: Sisle Gelen Çocuk
Oğulcuğumu beklerken okuduğum, senelerdir kalbimde buğusunu taşıdığım bir güzel kitabı daha anlatmak istiyorum. Mirna uzun zamandır üzgün ve hasta olan, çok ağlamış bir kadındır. Kardeşinin ısrarı ile evden çıkmaya güçlükle ikna olur ve her adımında “bundan sonra eve döneceğim” diyerek civarda dolaşır. Sokağı sis basmıştır ve Mirna sisin içinde hiç kimsenin olmayan, isimsiz, çorapsız bir çocukla karşılaşır. Mirna çocuğa “Benimle gelmek ister misin? Şeye.. şeye kadar sana bakarım…” der, çocuk “Ben gidinceye kadar…” diye tamamlar. Anlaşırlar. Çocuğa Tim adını veren Mirna onu çok uzun zamandır toplayıp temizlemediği evine götürür. Ve ilk iş olarak Tim’e sıcak bir banyo hazırlar. Çilekli duş jelinin kokusunu çok seven Tim, Mirna görmeden bütün şişeyi küvete…
-
Kurumdan İlk Ziyaret
Başvurumuzu yaptıktan sonra hiç bitmeyeceğini sandığımız, hatta bir ara başvuru yaptığımızı bile unuttuğumuz uzun bir bekleyiş başladı. Başvuru öncesindeki hazırlıklar esnasında yaşadığımız koşturmaca bitmişti. Şimdi sessiz ve sabırlı bir bekleyiş vardı. Epey sessiz… Başlarda birkaç haftada bir yolumuzu düşürüp ya da telefon edip sıramızı soruyorduk. Pek ilerleme olmuyordu açıkçası. Oysa sosyal hizmetler görevlimiz “tahminen 8-9 ay içinde bebeğinize kavuşursunuz” demişti. Aylar geçiyordu, canımız sıkılmıştı. Yavaşlığın nedenini merak edip sorduk. “Devletin biyolojik ailelere desteği arttığı için evlat edinilmek üzere devlet korumasına emanet edilen bebeklerin sayısı azaldı” dediler. Üzülemedik, çok şükür dedik. Sürekli telefon etmekten yorulduk, aramayı bıraktık. Derken bu sefer müdürlükten onlar aradılar. Heyecanlandık. “Ahmet Bey sizin evin oradayız, müsaitseniz ziyaret…
-
Çocuğumuz Okula Gitsin mi?
Evlat edinmek için başvuru yaptığımız sıralarda bir yandan da çocukların eğitimi, hatta genel olarak eğitim üzerine etraflıca ve derinlikli düşünmeye başlamıştık. Okuyorduk, araştırıyorduk, soruyorduk, ister istemez eleştiriyorduk. Tam o ara Kayseri’de adına sonradan “Farklı Bir Okul Mümkün” diyeceğimiz bir oluşum ortaya çıktı. Çocuğun biricikliğini dikkate alan, oyun merkezli, rekabet kültüründen uzak, doğayla iç içe bir okul kurma niyeti etrafında 15-20 aile buluşuverdi. Bizim henüz çocuğumuz yoktu ama biz de dahil olduk. Bu gruba girdikten sonra geçen 3 yıl içinde okul projesi hayata geçemedi ama güzel dostlar kazandık, çok şey öğrendik ve kendi yolumuzu çizmeye başladık. Nasıl bir yoldan bahsediyoruz? Bir kere önce şunu belirtelim: Biz mevcut eğitim sistemi içinde en…
-
Kitap: İyi ki Geldin!
Başvurumuz onaylandıktan sonra beklemeye devam ettik. Onaylanmış ve sıraya alınmış olmamıza rağmen hayal kurmuyorduk. Ama çok da boş durmuyorduk. Denk geldikçe konuyla ilgili kitaplar okumaya çalıştım. Niyetim hem kendimi hazırlamak hem de oğluma yalnız olmadığını, evlat edinilmiş olmanın yadırganacak bir şey olmadığını anlatacak kitaplar bulabilmekti. Bu güzel kitap pek sevdiklerimden oldu. Efendim, bu bir hikâye kitabı. Tilda Elmaçekirdeği adlı minicik bir farenin kabul günü için pasta hazırlama telaşesi sırasında bahçesinde bir yumurta bulmasıyla başlıyor. Tilda kıyamaz bu narin şeyi kapının önünde bırakmaya. Kirpi komşusu Rupert ile bu yumurtayı ne yapacaklarına dair düşünüp taşınırlar. Yumurtlamayla ilgisi olmasa da bir zamanlar yumurtadan çıktığı için Kızılgerdan Robin’in yardımına başvurmaya karar verirler. Robin, Tilda’ya…
-
Başvuru: Onaylanabileceklerden miyiz?
Evrakımızı tamamladığımızda başvuru için hazırdık. Bilemiyorum, önceki yazılarda ne kadar ifade edebildim ama başvuruya kadarki süreçte pek çok psikolojik sınavdan geçtiğimizi hissettik. Sanki kararlılığımız, metanetimiz test ediliyordu. Yine de hiçbiri başvurunun kendisi kadar zor olmamıştı. Olayın somut tarafı şöyle oldu: Dosyamızla beraber kuruma, sosyal çalışmacımıza gittik. Evrakımızı aldı, bizimle tercihlerimiz ve durumumuz hakkında konuştu. Dosyamızı kurula sunulmak üzere hazırladı. Sürecin devamıyla ilgili bilgi verdi. Kurumdan ayrıldık. Olayın bir de benim evrenimde algılanan tarafı vardı ki o da şöyle oldu: İki sene önce kuruma ilk kez gittiğimizde görüştüğümüz, aceleci ve dümdüz tavrından incindiğim ‘derhal adam‘la muhatap olduk. Ne çocuğa ne de orada bütün hassas duygularıyla var olan bize karşı azıcık bir…
-
Hayâl sürgünü
Uzun yıllar önce bir dostumuz rüyasında bizi görmüş. Hatta önce bizi görmemiş de öldüğümüzü öğrenmiş ve cenazemize katılmış. Rüyanın devamında öğrenmiş ki ölen biz değilmişiz de bizim yedi yaşındaki yavrumuzmuş. Bu, görenin bile hiçbir anlam yüklemeyeceği absürd bir rüya olabilir, herkes bazen böyle acayip rüyalar görür. Ama bu rüyayı duyduğumda kalbimde uçuk çıkmıştı, günlerce sızım sızım sızlamıştı kalbim. Çünkü bu, rüya değil gerçek olabilirdi. Gerçekten birimiz veya ikimiz birden ölmüş olabilirdik. Gerçekten yedi yaşında bir çocuğumuz olabilirdi. Gerçekten onu kaybetmiş olabilirdik. Ama gerçekte o yoktu ve onu kaybetmemiştik. Ezeli dostum anksiyete bu rüyayla ve onun sunduğu zengin ihtimallerle günlerce beslendi. Sonunda nihayet sakinleştiğimde bir kez daha bizim için “mümkün dünyaların…
-
Başvuru Hazırlıkları
Başvuru için gereken evrakların listesini ta bilgi almaya gittiğimiz gün almıştık. O liste iki sene eşimin cüzdanında gezdi. Sonra bir gün vakti geldi demek ki “Madem karar verdik, haydi yapalım” dedik. Kalabalık gibi görünen ama tamamlaması çok da zor olmayan bir listeydi: İkişer vesikalık, yaşantımızı gösterir beş fotoğraf, vukuatlı nüfus kayıt örneği, öğrenim durumu belgesi, adlî sicil raporu, sigorta primi, tapu/araç ruhsatı gibi temini basit evrakın yanı sıra devlet hastanesinden alınacak heyet sağlık raporu isteniyordu. E-devlet sayesinde sağlık raporu hariç hepsini hallettik. Fakat cânım devletimin cânım kurumu, yine cânım devletimin diğer cânım kurumunun verdiği e-imzalı resmi evrakı kabul etmeyip ille de ıslak imzalı istedi, biraz uğraştık. Neyse… İşin büyüğü heyet…