Beraber ilk yılımız bitmeden pek çok şey oldu. Covid-19 pandemisi en önemlilerindendi tabii ki. Eve kapandık. Anne baba ve yavru günleri başlamıştı. Günlük rutinlerimize sıkı sıkı sarıldık savrulup dağılmayalım diye. Enes bizi derleyip toplayan oldu.
Hava güzelse park iznimiz de varsa ve park da tenhaysa dışarı çıktık. Havalar soğukken de pencereden baktık uzun uzun. Pandemi boyunca Enes’in aynı pencerede çekilmiş kim bilir kaç fotoğrafı var. Pencerenin korkuluğunu dişliyordu, çentik çentik onlarca diş izi kaldı o günlerden.
Yine de pek çok kişi Enes’i bana ya da babasına benzetti. “Sarışınlığı aynı sen!” diyen de oldu, “Esmerliği tıpkı babası!” diyen de… (Ben sarışın değilim, babası da esmer değil; Enes desen zaten kumral 😀 ) Önemli değil halbuki birbirimize benzemek ya da benzememek. Ama işte, demek ki diyorum her seferinde, insanlar bir benzerlik görmek ve belki de bu sayede Enes’le aramızdaki aidiyeti teşhis etmek istiyorlar.


