Bizim Hikayemiz

İletilmeyecek bir mektup

Sevgili X,

Bu benim anne olarak idrak ettiğim 6. Anneler Günü. Senin ise belki de anne olduğunu unutmayı dilediğin 6. Anneler Günü. Ben bu altı yılda her gün bu yavrunun annesi olduğum için şükrettim. Sen ise belki de her gün bu yavruyu dünyaya getirdiğin ya da getirmek zorunda kaldığın için üzüldün. Ben bu altı yılda seni ara ara hatırladım. Sen ise belki de hiç hatırlamak istemedin. 

Sana dair, senden bir parçanın kopup benim baş tacım oluşuna dair zayıf tahminlerim var elbette. Hangi tahminimin gerçeğe daha yakın olduğunu bilmek ister miyim, emin değilim. Oğlum bebekken seni daha sık düşünüyordum. Oğlumun o tül gibi göz kapaklarının ardındaki ışıklı iri gözleri, minicik hokkacık ağzı burnu, kalbimizi eriten ve genişleten gülümsemesi, senden görmediğimiz izler taşıyordu. Sen de güzeldin muhtemelen, sen de çocuktun bir zaman ve eminim ki böyle yetim bir anne olmayı, çocuğundan ayrılmayı hiç de hayal etmemiştin. Bu hayal edilesi bir şey değil çünkü. 

Bilmediklerim üzerinde düşünmenin anlamı yoktu, ben de bildiklerimi düşünür oldum:

Benim her gün şahit olduğum mucizeden senin mahrum kaldığını, benim birkaç saat bile görmeyince çok özlediğim bal topağını senin belki de hiç göremeyeceğini, benim her gülüşüyle bayram ettiğim gül goncasını senin koklayamayacağını, ben o minik eller tarafından binbir iltifatla okşanıp öpülürken senin bunları hiç duymayacağını… Yani ne kadar çok şey kaçırdığını düşündüm. Senin yerine de çok üzüldüm, üzülüyorum.

Seni bir de “Doğurmakla anne olunmuyor!” denerek cık! cık! yargılamaların eşlik ettiği iç karartıcı haberlere maruz kaldıkça düşünüyorum. Biz “iyi anneler” yavrumuzu gözümüzün önünden ayıramazken, mesela, kim koyar bebeğini tekinsiz bir kutuya da salabilir nehre? Bağrından koparıp sandığa koyduğu Musa’yı kocaman Nil’e salmıştı annesi, kıyımdan kurtulsun diye. Senin de kanından kan, canından can verdiğin yavrundan ayrılmak için bir sebebin vardı belli ki. Ve bu sebep pek çok kişinin kendisine de başkasına da nasip olmasını istemeyeceği bir sebepti. O hâlde bile sen, doğurmayı seçtin. Oğlumun doğmasına izin verdin. Benim anne olmama vesile oldun. Bunların hiçbirini yapmayabilirdin. Belki çok zorlandın. Ama yaptın. Meryem de sancıyla kıvranırken “Ah keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim” demişti. Ama Rabbi onu unutturmadı. Ben de seni hatırlıyorum işte, şefkatle, merhametle…

Derinden biliyorum ki anneliğin türlü türlü hâlleri var. Bazen sadece doğurmakla anne olunuyor. Sen de sadece doğurabildiğin bir çocuğun annesisin. O yüzden, Anneler Günün kutlu olsun!

Dilerim anneliğin, senin de ferahına vesile olsun! Senin de gözün aydın olsun!

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir